• Toplam 1 kullanıcı çevrimiçi :: 0 kayıtlı, 0 gizli ve 1 misafir (son 5 dakika içinde aktif olan kullanıcılara dayanmaktadır.)
  • En çok 86 kullanıcı Sal Oca 15, 2013 2:08 am tarihinde bir arada bulundu
  • Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) Edebiyatı

Servet-i Fünun Dönemi Sanatçıları

Servet-i Fünun Dönemi Sanatçıları

İleti Çiğdem Çamcı » Pts Kas 22, 2010 3:15 am

EDEBİYAT-I CEDİDE SANATÇILARI
TEVFİK FİKRET (1867-1915)
İstanbul’da doğdu. Galatasaray Sultanisini bitirdi.(1888) Yine aynı okulda Türkçe öğretmenliği yaptı. 1896-1901 yılları arasında Servet-i Fünun dergisinin yazı işleri müdürü oldu. İkinci Abdülhamit’in baskıcı rejimine karşı olduğu için gözaltına alındı. Sonraki yıllarda Aşiyan’daki evinde inzivaya çekildi. İkinci Meşrutiyetten sonra Tanin Gazetesi’nin kurucuları arasında yer aldı. Galatasaray Lisesi’nin müdürü oldu. Ölünceye kadar Robert Kolej’deki öğretmenliğini sürdürdü.
İlk dönem şiirlerinde (1888-1896) romantizmin izleri görülür. Servet-i Fünun’la Parnasizme girer. 1901’den sonra toplumsal temaları işler. 1910’dan sonra dilini sadeleştirerek hece ölçüsüyle şiirler yazar.
ŞİİRİNİN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ
1. Nazmı nesre yaklaştırdı.
2. Aruzu Türkçeye ustaca uyguladı. (Muallim Naci etkisi)
3. Batı’dan alınan nazım biçimlerini (sone-terzarima) ya da hiçbir kurala bağlı olmayan serbest müztezatı kullandı.
4. Kulak için kafiye anlayışını benimsedi.
5. Şiirinin konu alanını genişletti. (Laik ve özgür düşünceyi savundu. Savaşsız ve sömürüsüz yurt anlayışını işledi.)
6. Parnasisttir. (İlk dönemde romantiktir.)
7. ŞİİRE Muallim Naci ve Abdülhak Hamit’i taklitle başladı. Fransız edebiyatını izlemeye yönelince Alfred de Musset ve Francois Coppe’den etkilendi.
8. Türk şiirindeki dizenin egemenliğini kırdı.
9. Şiirlerinde karşılıklı konuşma ve öyküleme tekniklerini kullandı.
10. Batı uygarlığının sistemli bir şekilde benimsenmesi için oğlu Haluk’un ağzından bütün gençlere seslendi. (Didaktik şiirler)
11. ‘Şermin’ dışında bütün şiirlerini aruzla yazdı.


CENAP ŞEHABETTİN(1870-1934)
Manastır’da doğdu. Babası binbaşıdır. Küçük yaşta ailesiyle İstanbul’a geldi. Rüştiyeden sonra Askeri Tıbbiye Mektebini bitirdi. Dört yıl Paris’te ihtisas yaptı. Çeşitli yerlerde doktorluk, sağlık müfettişliği görevlerinde bulundu. Darülfünun’da Osmanlı tarih ve edebiyatı dersleri verdi. Tanin, Hürriyet, Hak gazetelerinde siyasal yazıları yayımlandı. Bu yazılarında Kurtuluş Savaşı’na Anadoludaki bağımsızlık hareketine karşı çıktı. Bu nedenle öğrencilerin baskısı ile Darülfunun’daki görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Sonraki yıllarda siyasal görüşleri değişti ve ulusal mücadeleyi destekledi.
Dilde yalınlaşmaya karşı çıkarak eski dil anlayışına bağlı kalmış, ilk şiirlerinde divan edebiyatı geleneğini sürdürmüştür. Paris’ten döndükten sonra sembolist şiirin etkisiyle Batı edebiyatı biçimlerini örnek alan şiirler yazdı. Servet-i Fünun grubuna katıldı. Edebiyatımızın ilk sembolist şairidir. Aşk ve doğa konularını işlemiş, ağır bir dil kullanmıştır. Sanat için sanat anlayışını benimsemiştir. Parnasizmin etkisinde de kalmıştır. Şekil ve söyleyiş mükemmelliğine önem vermiştir. Şiirlerinde aruzu ve ahengi önemsemiştir. Hiç duyulmamış tamlamalara yer vermiştir. (saat-i semen fam- yasemin renkli saat, lerze-i ruşen-parlak titreyiş) serbest müstezatı benimsemiş ve biçim arayışına girmiştir. Yeni Lisan hareketine karşı çıkmıştır. Dilden yabancı sözcükleri atmanın dili yoksullaştıracağını savunmuştur. Bütün şiirlerini aruzla yazmıştır. Elhan-ı Şita adlı kış mevsimini anlatan şiiri, edebiyatımızın doğayı anlatan en önemli şiirlerinden biridir. Aynı zamanda düz yazı ustasıdır.


HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1867-1945)
İstanbul’da doğmuştur. Bir halı tüccarının oğludur. Düzenli bir öğrenim görmemiştir. Fransızca öğrenmiştir. Bir süre İzmir’de baba mesleğiyle ilgilenmiştir. Fransızca dersleri vermiştir. Arkadaşları ile dergiler çıkarmıştır. Reji idaresine girmiştir. İstanbul’a geldikten sonra Servet-i Fünun’a katılmıştır. Darülfünun’da Batı edebiyatı dersleri vermiştir. Görevli olarak yurt dışına gönderilmiştir.(1915) Cumuriyet döneminde de serbest yazar olarak yaşamını sürdürmüştür. Edebiyatımızın ilk büyük romancısıdır.
Yapıtlarında realizmin etkisi vardır. Dili süslü, sanatlı ve ağırdır. Dili başarıyla kullanmıştır. Alışılmıştan farklı bir cümle düzeni vardır. Romanlarında aydın kişileri anlatır. Yalnız İstanbul vardır. Hikayelerinde ise Anadolu ve köy hayatına yer verir. Roman ve öykülerinin tekniği çok sağlamdır. Dili yüzünden eleştirilmiştir. 1923’ten sonra romanlarını sadeleştirerek yeniden bastırmıştır.
Yazarın en çok üzerinde durulan romanları Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlardır. Mai ve Siyah ruh çözümlemelerindeki başarısı ve dönemindeki aydın çevrenin (Servet-i Fünun) yaşamını tüm karşıtlıklarıyla vermesi bakımından önemlidir.
Fransız yazarlarından Zola, Daudet, Bourget, Stendal ve Flaubert gibi realist ve naturalistlerin etkisinde kalmıştır.


MEHMET RAUF (1875-1931)
İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Askeri Rüştiyeyi ve Bahriye Mektebini bitirerek deniz subayı olmuştur. Girit ve Almanya’da görevli olarak bulunmuştur. 1908’de askerlikten ayrılarak yaşamını yazarlık ve yayıncılıkla kazanmıştır. Servet-i Fünun topluluğuna katılmış, asıl ününü ‘Eylül’ adlı romanıyla kazanmıştır.
Eserlerinde genellikle aşkı ve psikolojik sorunları anlatmıştır. Kahramanlarıyla kendi duygularını işlemiştir. Realizm ve naturalizmden etkilenmesine rağmen betimlemelerinde romantizmin izleri vardır. Kişilerin psikolojik durumunu anlatmada oldukça başarılıdır. Dili dönemin yazarlarına göre sadedir. Halit Ziya’dan etkilenmiştir.


HÜSEYİN CAHİT YALÇIN (1874-1957)
Önceleri öykü, roman, mensur şiirler yazan sançtı daha sonra eleştiri ve tartışmaya yönelerek Edebiyat-ı Cedide’nin savunuculuğunu üstlenmiştir. Öykü ve romanlarında gözleme önem vermiş, betimleme ve ruhsal çözümlemelerde yüzeysel kalmıştır. Sade, yalın bir anlatımı vardır.
Meşrutiyetten sonra Tanin gazetesini arkadaşlarıyla çıkarmış bu yolla politikaya atılarak 1940-1950 yılları arasında milletvekilliği yapmıştır. Fransızcadan çevirdiği ‘Edebiyat ve Hukuk’ adlı makale derginin kapatılmasına neden olmuştur.


SÜLEYMAN NAZİF (1870-1927)
Servet-i Fünun yazarlarından olmasına rağmen toplum için sanat anlayışı doğrultusunda yapıt vermiştir. Şiirde Namık Kemal’i örnek almış, seslenme niteliğinde şiirler yazmıştır. Vatan, millet sevgisini işlemiştir. İstanbul’un işgali üzerine yazdığı ‘Kara Bir Gün’ adlı yazısından dolayı Malta’ya sürülmüştür.


AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLU (1870-1927)
Servet-i Fünun dergisinde süslü yazılar yazarken 1911’den sonra Türkçülük görüşünü benimsemiş ve toplum için sanat anlayışı doğrultusunda eser vermiştir. Heceyi de kullanmıştır.
Çiğdem Çamcı
Site Yöneticisi
 
İleti: 82
Kayıt: Cum Ekm 08, 2010 3:18 pm

Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) Edebiyatı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron

Kimler çevrimiçi

Toplam 1 kullanıcı çevrimiçi :: 0 kayıtlı, 0 gizli ve 1 misafir (son 5 dakika içinde aktif olan kullanıcılara dayanmaktadır.)
En çok 86 kullanıcı Sal Oca 15, 2013 2:08 am tarihinde bir arada bulundu

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

Kimler çevrimiçi

Toplam 1 kullanıcı çevrimiçi :: 0 kayıtlı, 0 gizli ve 1 misafir (son 5 dakika içinde aktif olan kullanıcılara dayanmaktadır.)
En çok 86 kullanıcı Sal Oca 15, 2013 2:08 am tarihinde bir arada bulundu

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir