• Toplam 1 kullanıcı çevrimiçi :: 0 kayıtlı, 0 gizli ve 1 misafir (son 5 dakika içinde aktif olan kullanıcılara dayanmaktadır.)
  • En çok 86 kullanıcı Sal Oca 15, 2013 2:08 am tarihinde bir arada bulundu
  • Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı

Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı Sanatçıları

Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı Sanatçıları

İleti Çiğdem Çamcı » Pts Kas 22, 2010 2:58 am

BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI
ŞİNASİ(1826-1871)
Bir yaşındayken topçu yüzbaşısı olan babasını kaybetti. İstanbul’da annesi tarafından yetiştirildi. Bu arada doğu bilimlerini sonra da Fransızcayı öğrenmeye başladı. 1849 yılında öğrenim görmek üzere devlet tarafından Fransa’ya gönderildi. Burada hem maliye öğrenimi gördü hem de edebiyatla ilgilendi. İstanbul’a dönünce çeşitli resmi görevlerde çalışmışsa da 1860 yılında memuriyetten ayrılmış, 22 Ekim 1860’ta Agah Efendi ile birlikte ilk özel gazete Tercüman-ı Ahval’i çıkarmıştır.
Şinasi Batı etkisi altında gelişen Türk edebiyatının ilk örneklerini vermiştir. Avrupa kültürünü aldıktan sonra doğu ve batı kültürleri onda birleşmiş, Divan edebiyatı biçimleriyle yeni fikirleri söylemeye başlamıştır. Divan edebiyatı kasidelerine nesnel içerik kazandırmıştır. Şiirlerinde ‘insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokratik haklar’ gibi yeni konu ve kavramlar üzerinde durmuştur.
Halka yönelmede halk dilini kullanmanın gereğine inanmış, gazeteden başlayarak diğer nesir ve şiirlerinde sade Türkçe ile yazmaya başlamıştır. Şiirlerinde beyit bağımsızlığını yıkmış bütün güzelliğine önem vermiştir. Amacı eğitmek olan Şinasi öğretici şiire ağırlık vermiştir. Klasisizm etkisindedir. Arapça ve Farsçayı kullanmaktan kaçınması, öğretici amaçlı yazması, Türkçenin aruza uydurulmasındaki güçlük gibi nedenlerle şiirleri zihaf ve imale dediğimiz aruz kusurlarıyla doludur.
Nesir alanında da yenilikler getirmiştir. Divan nesrinin uzun, Arapça, Farsça tamlamalarla, secilerle dolu dilini halkın anlaması güç olduğundan, halkın anlayacağı dille yazmanın öncülüğünü yapmıştır. Yalın, açık bir ifade kullanmış, söz hüneri göstermekten kaçınmıştır. Seci kullanmamış, ana düşünce ile ilgili olmayan doldurma sözlere yer vermemiştir. Kısa cümleler kullanmıştır. Özellikle gazete yazılarıyla ‘Şair Evlenmesi’ adlı tiyatro eserinde halk dilini yazı dili olarak kullanmıştır.
Üç birlik kuralına uyan tek perdelik töre komedisi olan ‘Şair Evlenmesi’ ile ulusal tiyatromuzun izleyeceği yolu vurgulamıştır. Batı tiyatrosu tekniği ile geleneksel halk tiyatrosu ögelerini kaynaştırır. Görücü usulü ile evlenme konusunu işlemiş, kişileri kendi şiveleri ile konuşturmuştur. Noktalama işaretleri ilk kez bu eserde kullanılmıştır. ‘Şair Evlenmesi’ni şair Moliere tarzında yazmıştır.
La Fontaine’nin etkisiyle fabl türünün ilk örneklerini vermiştir. La Fontaine’den birkaç fabl da çevirmiştir.
Fransız dilbilimcilerinden Litre ile birlikte ‘D’ harfine kadar sözlük çalışmasında bulunmuştur.
Tek başına çıkardığı Tasvir-i Efkar gazetesinde devlet yönetimini eleştirdiği için Paris’e gitmek zorunda kalmış, gazetenin yönetimini Namık Kemal’e bırakmıştır.


ZİYA PAŞA(1820-1880)
İstanbul’da doğmuş, Bayezit Rüştiyesi’ni bitirmiştir. Sadaret kaleminde memur olmuş, memurluğu sırasında Divan edebiyatı yolunda eserler vermiştir. Daha sonra Fransızcayı öğrenmiş Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ne girmiştir. Namık Kemal ile Hürriyet gazetesinde çalışmıştır. Vezirlik rütbesiyle Suriye Valiliği yapmıştır.
Edebiyatımızda tutulması gereken yolu ileri bir görüşle ‘Şiir ve İnşa’ makalesinde yazmıştır. Gerçek şiirin halk şiiri, gerçek yazı dilinin İstanbul’un okumamış halkıyla Anadolu halkının konuştuğu dil olduğunu belirtmiştir. Ancak Tanzimat edebiyatçıları içinde bu düşünceye en az bağlı kalan kişi de kendisi olmuştur. ‘Harabat’ adli Divan edebiyatı antolojisinin önsözünde ise Divan edebiyatını övmüştür.
Asıl ününü ‘Terkib-i Bend’ manzumeleriyle kazanmış, bu manzumedeki beyitlerin çoğu halk araında atasözü gibi yayılmıştır.
Şiirlerin aruz ölçüsü kullanmıştır. Ancak hece ölçüsüyle yazdığı bir de türküsü vardır. Şiirlerinde özde toplumla ilgili konulara ağırlık vermesi, istibdat yönetimine karşı Namık Kemal ve arkadaşlarının yanında yer alması onu Tanzimat idealleriyle bütünleştirmiştir.
Avrupa’da batı uygarlığını yakından tanımış, özellikle Fransız devrimci yazarların etkisinde kalmıştır. (J.J. Rousseau, Voltaire, Montesquieu) Eserlerinde geriliğe, yolsuzluğa karşı sert bir dil kullanmıştır. Roman ve öykü yazmamıştır.



NAMIK KEMAL(1840-1888)
Dedesi Abdüllatif Paşa tarafından yetiştirilmiştir. Dedesi memur olduğundan düzenli bir öğrenim görmemiştir. Özel ders almıştır. Divan edebiyatı yolunda şiirler yazmaya başlamış, bir yandan da Fransızca öğrenmiştir. ‘Namık’ mahlasını kullanır. 18 yaşlında İstanbul’a gelmiş, Bab-ı Ali Tercüme Odasına memur olarak girmiştir.
Şinasi ile tanıştıktan sonra batı sanatı ve kültürüne ilgi göstermiş, Şinasi’nin Tasvir-i Efkar adlı gazetesinde yazılar yazmaya başlamıştır. Yeni Osmanlılar Cemiyetine girmiştir. Bir taraftan da hükümeti eleştiren makaleler yazmıştır. Hükümet fikir adamlarını bir kararname ile İstanbul dışına görevli ya da sürgün olarak göndermeye başlayınca Namık Kemal, gönderildiği Vali muavinliğine gitmeyip Mısır hidivliği yüzünden Bab-ı Ali ile arası açık olan Fazıl Mustafa Paşa’nın çağrısı üzerine Paris’e kaçmış sonra da Londra’ya geçmiştir. Orada Genç Osmanlıların yayın organı Hürriyet gazetesini idare etmiştir. Fazıl Mustafa Paşa’nın yardımını kesmesi üzerine ve Fransız-Alman savaşı üzerine İstanbul’a dönmüş 2ibret’ adlı bir gazete çıkarmaya başlamıştır. Kısa süre sonra Gelibolu Mutasarraflığı görevi ile İstanbul’dan uzaklaştırılmış bir süre sonra görevden azledilmiştir. Yine İstanbul’a dönen Namık Kemal’in ‘Vatan yahut Silistre’ adlı oyunu Osmanlı tiyatrosunda oynanıp büyük ilgi görünce Kıbrıs2ta Magosa Zindanına hapsedilmiştir. Abdülaziz tahttan indirilince İstanbul’a dönmüş devlet şurasına üye seçilip anayasa hazırlamakla görevlendirilmiştir.II. Abdülhamit’e jurnal(ispiyon) edilmesi üzerine yine görevle İstanbul’dan uzaklaştırılmıştır. Midilli, Rodos, Sakız mutasarraflıklarında bulunmuş, Sakız’da ölmüştür.
Namık Kemal, Şinasi ile tanıştıktan ve Avrupa’ya gittikten sonra, divan tarzında başladığı yazı tarzını değiştirmiştir. Ülkenin batı uygarlığı etkisinde gelişmesi için yoğun bir çabaya girmiştir. Tahrib-i Harabat ve Takib gibi eleştiri tütündeki eserleriyle eski edebiyatı eleştirir. Onun yıkılması gereken taraflarını gösterir.
Eski edebiyata karşıdır ama vatan, millet, özgürlük gibi yeni konuşarı işlediği şiirlerin ölçüsü aruz, nazım birimi beyit; biçimi Divan şiiri biçimleridir.
Düzyazıda özellikle roman, makale, tiyatro, eleştiri, tarih, mektup türlerinde başarılı eserler vermiştir.
Namık Kemal, sanatı toplumu aydınlatabilmek, düşüncelerini halka yayabilmek için bir araç olarak kullanmıştır. Sanat eserinin gerçeğe ve doğaya uygun olduğunu savunmuştur. Yazıda konuşma dilinin kullanılmasını savunmuş ama konuşma dilini yalnız tiyatrolarında kullanmıştır. Şiirlerinde gür sesiyle, oldukça ağır bir dille vatan, millet, özgürlük konularına işler. ‘Vatan Şairi’ adıyla da anılır.
Romantizmin etkindedir, Victor Hugo’dan etkilenmiştir.

 İntibah romanın ilk adı ‘Son Pişmanlık’tır. Sansürlendiği için ‘Sergüzeşt-i Ali Bey’ ve sonra da ‘İntibah ‘ adını almıştır.



AHMET MİTHAT EFENDİ (1844-1912)
İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta babasını kaybettiği için ağabeyi tarafından yetiştirildi. Niş Rüştiyesini bitirdi. Rusçuk Mektubi Kalemine girmiş, bu arada Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Yeni kurulan Tuna gazetesinde yazılar yazmaya başlamıştır. Mithat Paşa tarafından korunmuştur. Onunla birlikte Bağdat’a gitmiş, orada vilayet adına Zevra gazetesini çıkarmıştır. Mithat Paşa burada açtığı sanat okulunda okutulmak üzere ana matematik, fizik, kozmografya, tarih, coğrafya konularında ilk bilgileri içeren ‘Haca-i Evvel’i , okuma kitabı olarak da ‘Kıssadan Hisse’yi yazdı. İstanbul’a Ceride-i Askeriye ve Basiret gibi gazetelerde yazılar yazdı. Daha sonra kurduğu basımevinde, Dağarcık, Kırkambar, risaleleriyle İbret, Bedir ve Devir gibi kısa ömürlü gazeteler çıkardı. Bir ara Rodos’a sürüldü. Rodos’ta ilk roman ve piyeslerini yazdı. Abdülaziz tahttan indirilince İstanbul’a döndü. 27 Haziran 1878’de Tercüman-ı Hakikat gazetesini kurdu. Bu gazetede çeşitli makale, öykü ve romanlar yazdı. Çeşitli memurluklarda bulunduktan sonra 1908’de memuriyetinden ve yazı hayatından da ayrıldı. Ölümüne kadar çeşitli öğretmenliklerde bulundu.
En çok roman ve hikaye türünde eserler verdi. Sanatı halkı eğitmek için bir araç olarak gören Ahmet Mithat eserlerinde halkın konuştuğu dili kullanmıştır. Edebi eserlerde amaç okurken bir şeyler öğrenmektir düşüncesinden dolayı öykü ve romanlarında olayın akışını kesip kendi düşüncelerini okuyucu ile konuşurmuş gibi anlatmıştır. Amacı halka okuma alışkanlığı oluşturmak ve halkı aydınlatmaktır.
Macera romanlarında olağanüstü alaylara aşırı rastlantılara yer verir. İyi ve kötü çatışması öne çıkar. Gerçek hayattan aldığı eserleri de vardır. Çok sevilip okunmuştur. Romantizmin etkisindedir.


AHMET VEFİK PAŞA(1828-1891)
İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Mühendishane’de yapmıştır. Paris elçiliği tercümanlığına tayin olan babasıyla gittiği Paris’te liseyi bitirmiştir. Fransızca da öğrenmiştir. Yurt içi ve yurt dışında elçilik, bakanlık, valilik, meclis başkanlığı ve sadrazamlık yapmıştır. Geçimsiz bir insan olduğundan sık sık görevden ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu aralarda da çeviriler yapmış ya da yazmıştır. Bursa valiliği sırasında Bursa’da bir tiyatro binası yaptırmış, İstanbul’dan getirdiği oyunculara Moliere’den çevirdiği oyunları oynatmıştır. (Türk gelenek ve göreneklerine uyarlanmıştır.)

Türk milliyetçiliğinin öncülerinden olan Ahmet Vefik Paşa Türk tarihinin Osmanlılardan önce başladığını göstermek için Ebugazi Bahadır Han’ın ‘Secere-i TürkÎ ‘ adlı eserini Anadolu Türkçesine çevirmiş, Türkçe sözcükleri ve Türk atasözlerini bir araya toplamıştır.


ŞEMSETTİN SAMİ (1850-1904)
Arnavutluk’ta doğdu. Ortaöğrenimini Yanya’da bir Rum okulunda tamamladı. Bu okulda Fransızca, İtalyanca ve Rumca öğrendi. Ayrıca medreseye devam edip Arapça ve Farsça da öğrendi. İstanbul’a gelince gazeteciliğe başladı, ‘İbret’ ve ‘Hadika’ gazetelerinde yazılar yazmaya başlamıştır. ‘Sabah’ ve ‘Tercüman-ı Şark’ gazetelerini kurmuştur. ‘Hafta’ ve ‘Aile’ dergilerini çıkarmıştır.
Devrinin en büyük dili adamıdır. Dilimizin yeniden düzenlenmesi, arılaşması için, sözlük hazırlanması, dil kurallarının ortaya konması konularını bilimsel olarak ele almış bu yolda çalışmıştır. Bir Türk dili sözlüğü olan ‘KamÛs-i Türk-‘İ’ yi hazırlamıştır. Sade dille yazmaya öncülük etmiştir. KamÛs-i Türk-Î’nin önsözünde Türkçenin bin yıldır ihmal edildiğini bu nedenle Arapça, Farsça sözcüklerin arasına sıkışıp kaybolmaya yüz tuttuğunu belirtmiştir. Bir dilin varlığını sürdürmesi edebiyat dili olabilmesi için önce bir sözlüğün, sonra dil kurallarını bir araya toplayan dilbilgisinin olması gerektiğini yazmaktadır. ‘Lisan-ı OsmanÎ’ makalesinde, Türkçede kullanılmakta olan Arapça Farsça sözlüklerin dilimizle kaynaşmadığını, dil ve özelliklerini koruduklarını, her zaman ve kolayca bu sözcüklerin atılabileceğini anlatmıştır. Dili sadeleştirme alanında yapılacak ilk işin halkın konuşma dilini yazı dili haline getirmek olduğunu, dil ile edebiyatın birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu, güzel bir dilimiz olduğu halde edebiyatımız olmadığını savunmuştur.


AHMET CEVDET PAŞA (1822- 1895)
Bulgaristan’da doğmuştur. İlköğrenimini Lofça’da yapmıştır. İstanbul’a gelince bir taraftan mederese eğitimi almış, bir yandan da özel öğretmenlerden Farsça ve matematik dersleri almıştır. Medreseyi bitirince kadılık ve müderrislikle başlayan memuriyet hayatı valilik, vezirlik, bakanlık gibi görevlerle sürmüştür. Mustafa Reşit Paşa’nın tavsiyesiyle Fransızca öğrenip batı uygarlığını ve batı edebiyatını tanımıştır. Memurluk yaptığı sıralarda hukuk, tarih ve dil konularında çalışmalar yapmıştır.
Türkçenin konuşulduğu gibi yazılmasına taraftardır. Türkçenin kendine özgü kuralları olduğunu düşünmüş ama bunu Arapça ve Farsçadan ayırarak eser oluşturmamıştır. ‘Edebiyat-ı Osmaniye’ adlı eserinde edebiyat ve sanatla ilgili Arap nazım ve kurallarını Türkçeye uyarlama çabasına girmiştir. Tanzimatla gelen Türk edebiyatındaki değişme gelişmeleri bu eserine hiç almamıştır. Bu yüzden eskiyi savunanların eline ‘Edebiyat-ı Osmaniye’ bir dayanak olmuştur.
Özellikle batılı anlamda yazdığı tarihler önemlidir.


ALİ BEY (1844-1899)
İstanbul’da doğmuştur. Küçük yaşta Fransızcayı öğrenmiş Bab-ı Ali Tercüme Odasında başlayan memurlukta gittikçe ilerleyerek Düyun-u Umumiye direktörlüğüne kadar yükselmiştir. Bir taraftan da edebiyatla ilgilenmiştir. Teodor Kasap’ın çıkardığı Diyojen adlı güldürü gazetesine imzasız yazılar yazmıştır. Gedik Paşa’da, Güllü Agop yönetiminde kurulan Osmanlı Tiyatrosuna ‘Bir Zat’ takma adıyla oyunlar yazmıştır.
Diyojen gazetesine yazdığı yazılarla mizah edebiyatının gelişmesine öncülük etmiştir. Osmanlı Tiyatrosunun kurulup gelişmesinde emeği geçmiş, çevirileri ve kendi yazdığı eserlerle tiyatroya büyük katkısı olmuştur. Tiyatroda konuşma dilinin kullanılması gereğini düşünüp oyunlarında İstanbul Türkçesini bütün incelikleri ile kullanmıştır. Çağdaşlarını aşarak günümüz dil anlayışına ulaşmıştır.



 YUSUF KAMİL PAŞA, FRANSIZ KLASİK ROMANCI FENELON’DAN YAPTIĞI ‘TELEMAK’ ÇEVİRİSİYLE TÜRK EDEBİYATINA ROMAN TÜRÜNÜ TANITMIŞTIR.

 ALİ SUAVİ (1839-1878) MUHBİR GAZETESİNDEKİ YAZILARINDA SADE BİR DİL KULLANARAK DİLDE SADELEŞMEYE, ‘HİVE’ ADLI ESERİYLE DE MİLLİYETÇİ DÜŞÜNCELERE ÖNCÜLÜK ETMİŞTİR.
Çiğdem Çamcı
Site Yöneticisi
 
İleti: 82
Kayıt: Cum Ekm 08, 2010 3:18 pm

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron

Kimler çevrimiçi

Toplam 1 kullanıcı çevrimiçi :: 0 kayıtlı, 0 gizli ve 1 misafir (son 5 dakika içinde aktif olan kullanıcılara dayanmaktadır.)
En çok 86 kullanıcı Sal Oca 15, 2013 2:08 am tarihinde bir arada bulundu

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

Kimler çevrimiçi

Toplam 1 kullanıcı çevrimiçi :: 0 kayıtlı, 0 gizli ve 1 misafir (son 5 dakika içinde aktif olan kullanıcılara dayanmaktadır.)
En çok 86 kullanıcı Sal Oca 15, 2013 2:08 am tarihinde bir arada bulundu

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir