BİR GARİP ORHAN VELİ GEÇTİ BU DÜNYADAN

1 0
Read Time:3 Minute, 22 Second

BİR GARİP ORHAN VELİ GEÇTİ BU DÜNYADAN

Şair Orhan Veli bundan tam 70 yıl önce 14 Kasım 1950 tarihinde 36 yaşında ebediyete göçtü. Orhan Veli yenilikçi fikirleri nedeniyle üzerinde çok durulmuş 36 yıl gibi kısa bir ömre bir edebi akım sığdırıp Türk Edebiyatını derinden etkilemiş Cumhuriyet devri şairlerimizdendir. Garip Akımı ya da Birinci Yeni olarak adlandırılan akımın üç temsilcisinden biridir. Aynı zamanda şair Modern Türk şiirinin kurucularından biri olarak gösterilir.

Orhan Veli başını çektiği Garip Akımıyla birlikte Türk şiirinde o güne kadar yer etmiş kalıp ve anlayışlardan kurtulmak gerektiğini savunmuş ve biçimciliğe, duygusallığa karşı çıkıp söyleyiş güzelliğini esas almıştır. Orhan Veli verdiği bir mülakatta bu karşı çıkışa, yenilik isteğine “Şiire nasıl başladınız?” sorusunda şöyle cevap vermiştir: “Bu hastalık bende 11-12 yaşlarında başlar. O zamanki yazdığım şiirler alışılmış tarzda şeylerdi. Daha doğrusu kötü şiirlerdi. Şairlerden kötülerinin bile tesiri altında yazardım. Bir gün geldi. Eski şiirleri bıraktık. İstedik ki biraz daha farklı olsun.”

Orhan Veli ve arkadaşları yenilikçi şairlerdi. Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Haşim, Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek gibi büyük şairlerin arasında şiir sanatında tutunabilmek adına ortaya koydukları yeniliklerle bu konuda başarılı olmuşlardır. O güne kadar “seçkin” bir tür sayılan şiirin her konuda yazılabileceği fikrini savunurlar. Konuşma dilini şiire dâhil ederler; Orhan Veli Kanık Kitabe-i Seng-i Mezar şirinde;

“Hiçbir şeyden çekmedi dünyada/Nasırdan çektiği kadar/Hatta çirkin yaratıldığından bile/O kadar müteessir değildi;/Kundurası vurmadığı zamanlarda/Anmazdı ama Allah’ın adını,/Günahkâr da sayılmazdı./Yazık oldu Süleyman Efendiye derken “nasır” gibi bayağı bir sözcüğün de şiirde kullanılabileceğini göstermeye çalışır. Bu şiir yayınlandığı dönemde çok meşhur olur, büyük ilgi görür. Bu şiiri kimisi beğenirken kimisi de yadırgar. Bu hengâmede Orhan Veli bir mülakatta bu şiirin “Yazık oldu Süleyman Efendiye, dizesinin meşhur olacağını bilerek mi yazdınız?”  sorusuna:

“Ben hayatı sadelik içinde geçmiş bir adamın hayatından bahsetmek istedim. Acayiplik olsun diye yazmadım. Şiiri neşretmeden evvel de bu kadar yadırganacağını tahmin etmiyordum.” der. Yine aynı mülakatta Eskiler Alıyorum şiirinin son dizesi olan ‘Bir de rakı şişesinde balık olsam’ dizesindeki rakı şişesindeki balık olayını şöyle anlatır: “Yine mahsus yazmadım. O sırada yoksulluklar içinde yaşayan bir adamın hayatını anlatır o şiir. Böyle bir insan birçok şeyler ister. Esvap ister, yemek içmek ister, bu arada rakı içmek ister. Bu istek mübalağalı bir şekilde anlatılmıştır.” diyerek şiirini ve dolayısıyla kendisini olumsuz eleştirilere karşı savunur.

Kendisini “1914’te doğdum. 1 yaşında kurbağadan korktum. 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak sardım. 13’te Oktay Rıfat’ı, 16’da Melih Cevdet’i tanıdım. 17 yaşında bara gittim. 18’de rakıya başladım. 19’dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25’te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok âşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim.” diye tanıtan Orhan Veli’nin yaşadığı dönemde beğenmeyenlerinden, eleştirenlerinden daha çok seveni ve hayranı vardır. Sanat çevrelerinde sanatçılar tarafından da ekseriyetle beğenilirdi. Onun şiirini beğenenlerden biri de ünlü hikâyecilerimizden Sait Faik Abasıyanık’tı. Sait Faik bir mülakatında, “Kimseyi gücendirmek istemem ama şairlerden Orhan Veli ve Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı beğenirim.” der. Abasıyanık gibi birçok edip tarafından beğenilen Orhan Veli Türk şiirine farklı bir soluk getirdiği bir gerçektir.

Sabri Esat Siyavuşgil, 1933 yılında Orhan Veli’nin üniversitede hocasıymış, “Genç yaşta kaybettiğimiz Orhan Veli’ye dair hatıranız var mı?” sorusunu şöyle cevaplar: “Orhan Veli daima neşeli, gayet nazik, biraz serazad bir talebe olarak tanıdım. İlk şiirleri ile Yedi Meşaleciler janrı arasında oldukça benzerlik vardır. Fakat kendisi de vaktiyle Yedi Meşalecilerin yaptığı gibi malumu tekrarlamamak ihtirası ile bu benzetme devresini çabucak geride bıraktı ve hiç şüphe yok, şiir tarihimizde bir çığırın önderi oldu”

Orhan Veli Kanık’ın Modern Türk şiirinin bugünlere gelmesinde büyük hizmetleri olduğu aşikâr. Her şair ister istemez yazdığı dilin gelişimine, anlatım gücünün artmasına hizmet eder, yani şairler dil işçileridir. Orhan Veli Kanık da bu dil işçilerinin en önde gidenlerindendir. Türk şiirinde çığır açan Orhan Veli maalesef genç yaşında bu dünyadan göçüp gitti. Geriye ölümsüz düşünceleri ve eserleri kaldı. Ölümünün 70. Yıl dönümünü yaşadığımız bugünlerde bu büyük şairimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Yazımı şairin Ayrılış şiiriyle noktalamak istiyorum:

“Bakakalırım giden geminin ardından;

Atamam kendimi denize, dünya güzel;

Serde erkeklik var, ağlayamam”

Happy
Happy
100 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir