BİR BİLİM ADAMININ ROMANI ÜZERİNE

1 0
Read Time:4 Minute, 32 Second

Bir Bilim Adamının Romanı, Oğuz Atay’ın İTÜ İnşaat Fakültesi’nden hocası olan Prof. Dr. Mustafa İnan’ın yaşam öyküsünü anlattığı romanıdır. Roman ilk defa 1975 yılında Bilgi Yayınları tarafından yayınlanmıştır. Kitap Ocak 1987 yılından bu yana İletişim Yayınları’ndan yayınlanmaktadır ve bu yayın evinde Eylül 2020’de 61. baskısını yapmıştır.

“270 sayfadan oluşan eserin ilk bölümünde Mustafa İnan’ın çocukluğundan, mezuniyetine kadar gelişen olaylar aktarılır. Mustafa İnan, 1911 yılında Adana’da bir posta memurunun oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Dünya Savaşı yıllarına denk gelen çocukluğu boyunca Anadolu’nun zorluklarla dolu engellerinden başarıyla çıkmıştır, öğrencilik hayatında oldukça başarılı bir öğrenci olmuştur. İkinci bölümde idealist bir akademisyen olarak, üretken ve başarılı bilimsel faaliyetlerde bulunan bir aydın olarak yaşadığı süreç aktarılır. Eşi Jale Hanım ile nasıl tanıştığı ve evliliği hakkında bilgiler de yer alır. Mustafa İnan, bilime karşı büyük bir tutku beslemiş, sadece mühendislik değil edebiyattan, felsefeye kadar birçok ilmi ve düşünsel alanlarla ilgilenmiştir. Yahya Kemal’in sohbetlerinin sıkı takipçisidir. Maddiyata önem vermeyen sadece bilime çaba harcamayı üstün değer sayan İnan, kendisine sunulan her türlü siyasi ve parasal işleri reddetmiştir. Eğitimciliğine ve bilimine önem vermeye devam eder. Tüm idealist bilim adamları gibi yoğun çalışma temposu içerisinde beden sağlığını ihmal eden İnan, 1967 yılında lösemi hastalığından ötürü ölmüştür.”

Oğuz Atay derin sevgi ve saygı beslediği hocası Mustafa İnan’ın idealist kişiliğinin tüm ilme merak duyan ülke gençlerine saygın bir bilim adamı portresi olarak, Bir Bilim Adamının Romanı’nı yazdığını belirtir. Şüphesiz ülkemizin yetiştirdiği büyük bilim adamlarından biri olan Mustafa İnan bu durumu fazlasıyla hak ediyor. Kitabın baskı sayılarına da bakacak olursak Türk milleti de bu büyük bilim insanına hak ettiği değeri vermeye çalışıyor.

Prof. Dr. Mustafa İnan’ın fotoelastisite, cisimlerin mukavemeti gibi fizik teoremleri üzerine dünyada referans olarak gösterilen çalışmaları birçok kaynakta mevcut. Okumayıp merak edenler çok kısa bir araştırmayla bunlara ulaşabilirler. Ben Mustafa İnan gibi bir alimin mühendislik ve matematik alanlarındaki çalışmalarının, başarılarının yanında Türkçeye verdiği önem, edebiyat sevgisi -özellikle divan edebiyatına olan hayranlığı- ve en önemlisi de öğretmenliği koşundaki düşüncelerimi bu kitaptan hareketle sizlerle paylaşacağım.

Prof. Dr. Mustafa İnan iyi bir okur olarak Dünya edebiyatını da yakından takip ederken Türk edebiyatının önemli eserlerini de okur bunlardan özellikle beğendiği bölümleri ezberlermiş. Her fırsatta Fuzuli’nin, Nedim’in şiirlerini severek okur ve ezberler ezberlediği bu şiirleri arkadaşlarıyla paylaşırmış. Bu konudaki düşüncelerini “Fuzuli’nin, Nedim’in şiirlerini laf olsun diye okumuyordum ki millete; onları içimde yaşıyordum.” diyerek ifade eder. “Dünya nimetlerini de seviyordum.” diyen Mustafa İnan yemekli özel toplantıların aranan simalarından biriymiş. Prof. İnan’ı Yahya Kemal de çok beğenir ve düzenlediği özel toplantılarda devrin ekabirinin yanında mutlaka onun da bulunmasını istermiş. Çünkü Yahya Kemal onun toplantılardaki duruşunu çok beğenir, özellikle de şiirlerini Mustafa İnan hocaya okutmayı çok severmiş. Öyle ki Mustafa İnan Yahya Kemal’in Selimname’sini okurken Yahya Kemal bile kendinden geçmiş ve “Öf öldüm.” demiş. Mühendis Mustafa İnan’ın edebiyatçılığı takdire şayandır. Hele ki Divan Edebiyatı’nın oldukça hor görüldüğü bir zamanda dostlarına divan şiirleri okuyup bu şiirleri tanıtması, Yunus’u, Mevlana’yı ve birçok Türk edibi yakından takip etmesi alkışı hak ediyor. Mühendis Mustafa İnan hayatı edebiyatla yaşayan yoğun bilimsel çalışmaları arasında kafasını şiir ezberleyerek dinlendiren değerli bir bilim insanıdır.

Mustafa İnan dil konusuna ayrı bir önem veriyor.  Prof. İnan dilin bir matematik olduğunu düşünüyor. Matematik analiz metotlarının dilbilgisine tatbiki, teorik olduğu kadar pratik sonuçlar vermektedir, diyen Mukavemet Profesörü Mustafa İnan, bir dildeki kelimelerin hece sayısını da inceliyor ve Türkçenin dünya dilleri arasındaki yeri tespit etmeye çalışıyor. “Kelimeler her şeyden önce kulağa hitap eder. Eğer hece çeşidi az olursa, mecburen mevcut heceler tekrar tekrar kullanılacak ve kelimeler ses yönünden birbirlerine çok benzeyeceklerdir. Bu ise dilin rahatça anlaşılmaması gibi bir mahzur doğuracaktır.” diyen Mustafa İnan dilleri kelimedeki ortalama hece sayısı yönünden incelemiştir. Küçükten büyüğe doğru sıralamada İngilizce, Almanca, Arapça, Yunanca, Japonca, Rusça, Latince ve Türkçe dillerini bulmuştur.  Bu bakımdan Latinceyi Türkçeye en yakın dil olarak belirler. Mustafa İnan’ın filoloji üzerine düşünceleri ve bu konuda yaptığı araştırmaları da dikkate değer çalışmalardır. Örneğin küçük bir deftere Türkçedeki beş yüze yakın kelimenin nereden geldiğini yazmış. Bu defterde diploma, sandviç, piyango, müezzin, kapuska gibi kelimelerin nereden geldiğini yazmış. Değişen deyimlerin tarihi süreçlerine de merak salmış Profesör. Örneğin “elinin körü” deyiminin “ölünün körü” yani ölünün mezarı demek olduğunu not düşmüş defterdeki notları arasına. “İnsanlarımızı önce düşünmeye, doğru düşünmeye sevk etmek lazım. Konuştukları dili düşünsünler, kullandıkları kelimeleri düşünsünler.” diyen Mustafa İnan’ın dilimiz Türkçeye verdiği önemi rahatlıkla kavraya biliriz.

“İthal malı bilim olmaz!” diyen Prof. Dr. Mustafa İnan önüne serilen İsviçre’de kalma, bakanlık gibi tüm maddi manevi menfaatleri elinin tersiyle itip kendini “öğretmenliğe” adayan büyük bir idealisttir. İsviçre’de ilk doktora yapan Türk öğrencilerden biridir kendisi. İsviçre’de başarısından dolayı kalması teklif edilmiş, büyük imkanlar sunulmuş o ise; “Devletim beni ülkeme hizmet etsin diye okuttu.” diyerek kendisine sunulan tüm imkanları elinin tersiyle itmiş, doktora biter bitmez ülkesine dönmüş ve çalışmaya koyulmuştur. Bu büyük bilim insanı aynı zamanda büyük bir öğretmendi. Çocukluğundan beri iyi bir öğretmen olarak ün yapmıştı. Onun için öğretmenlik bir hayat biçimidir. Öğretme konusunda yaman bir ruhbilimci olarak anılırdı, onu tanıyanlar arasında. Öğretmen Mustafa İnan bazı öğretmenlerin “Talebe anlamaz!” sözcüğünü korkunç bir silah olarak görür ve bu silahın karşısına dikilir. Ülkemizin halen devam eden sistemsizlik sorunu içinde öğrencilerin ufkunda daima yeni pencereler açmayı hedefleyen Mustafa İnan, etkileyici anlatma ve öğretme yeteneği sayesinde bunu başarmıştır. Tüm öğretmenlerin Mustafa İnan’ın hayatını incelesi ve ondan feyz almasının yetişecek nesillerin menfaatine olduğunu düşünüyorum.

Bir Bilim Adamının Romanı okuyana Mustafa İnan’ı en iyi şekilde tanıtıp, sevdiriyor. İdealleri uğruna hayatta hep zorluklar çekmeyi göze almış ve bundan hiç yüksünmemiş bu büyük bilim insanının ufuk açıcı hayat hikayesi mutlaka okunmalı.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
100 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir