ADALET

1 0
Read Time:2 Minute, 11 Second

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe, hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetmeye adalet denir. Adaletin tarihi insanlık tarihine eşittir. İnsanların kümelendiği her yerde dil, din, ırk, sosyal statü ayırt etmeksizin istisnasız herkes adalete muhtaçtır. İnsanlık bugünlere kadar ulaşabildiyse adaletin bunda katkısı büyüktür. İnsanlar adalet sayesinde yaşama tutunmuş ve ardından da büyük medeniyetler adaletin üzerine tesisi edilmiştir. Ancak iki binli yıllarla birlikte medeniyetin geldiği noktada insanlar hayatta kalabilmek için hayatta uygulamaya mecbur olduğu bu kavramın içini başka kavramlarla dolduruyor ve  adaleti işlevsizleştiriyor.

Günümüzde  dünyanın büyük bir kesiminin adaletten yoksun olduğu açık bir gerçek. Statü ayırt etmeksizin insanların büyük bölümü haksızlığa uğradığını düşünüp adalet aramaya çıkıyor. Bu adaleti de adalet kurumları yerine sosyal yaşam alanlarında ya da sanal sosyal paylaşım platformlarında arıyor. Çünkü aradıkları adaletin adalet kurumlarında yeri yok. Bunu herkes biliyor. Amaç evrensel adalet kavramlarını uygulamak, adalet ilkeleri çerçevesinde adaleti tesis etmek değil. Bu da zaten adaletsizliğin daha da adaletten yoksun bir hale gelmesine yol açıyor. Öyle bir adaletsizlik ki adalet arayanların büyük çoğunluğu adalet ararken bile adaletsizlik yapıyor. Çünkü kimse hakiki manada adaleti aramıyor, herkes kendi adaletini arıyor. İşte adaletsizlik de tam burada başlıyor. İnsanlık yaratıldığından beri her şeyden çok ihtiyaç duyuyoruz bu kavrama. Ama adalet uygulanabilir olmasına rağmen insan eliyle uygulanamayan bir kavrama dönüşüyor. Sorun sadece sistemde değil. Sistemle birlikte sistemin yetiştirdiği insanlarda. Günümüzde maalesef insanlar kendi çıkar hesaplarını adalet kavramı etrafında toplamış durumdalar. Bu durum ise gerçek adaleti engelleyen en büyük felaket. İşimize gelmeyen bir konuda hemen adaletten dem vurmaya başlıyoruz. Menfaatlerimizi karşılamayan durumlarda aklımıza hemen adalet geliyor ve başlıyoruz feryat figan adalet aramaya. Adaletle alakası olmayan ufak tefek şahsi çıkarlarımız için yapıyoruz hem de bunları. Ancak kaçırdığımız bir şey var ki oda gerçekten adalet bekleyen kişiler ve durumlar bu menfaat arayışlarının gölgesinde kalıyor. Belki de menfaatlerimizi adalet adı altında öne sürerek gerçekten adalete ihtiyacı olan insanların ve canlıların adaletini geciktiriyoruz.

Adalet kavramı toplumsal uzlaşmayı zorunlu kılıyor. Gerek yerel unsurlar gerekse uluslararası unsurlar adalet kavramını eğip bükmekten, keseri hep kendine yontmaktan vazgeçmelidir. Buna fazlasıyla ihtiyaç var. Menfi istekleri bir hak mevzusu haline getirip, menfaatlerimizi hak telakki edip adaleti oyalamak, gündemi suni adalet arayışlarıyla meşgul etmek bizi içinden çıkılmaz travmaların içine çekiyor. Gerçek adalet bekleyenlerle çıkarcıların beklentileri ayrıştırılırsa belki dünyada adil bir düzen tesis edilebilir. Ayrıştırılmazsa kimse adil bir dünyada yaşamayı hayal etmesin. Adil bir dünya düzeni için gerçek adalet için menfi istekleri farklı yollardan mesela çalışarak, çabalayarak elde etmeyi öğrenip adaleti rahat bırakmalıyız. Doğa kanunlarının bir parçası olan adaleti bencil olmak yerine insancıl olarak tesis edebiliriz. İlahi bir emir olan adaleti doğru anlamlandırarak hakim kılabiliriz. Ortak anlaşma ve sosyal adaleti sağlamadan, eşitlik ve hakkaniyet ölçülerini belirleyip uygulamadan adaletli bir dünyanın parçası olamayız. 

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir