TÜRK ŞİİRİNE GÜNCEL BİR ELEŞTİRİ

0 0
Read Time:1 Minute, 58 Second

Türk edebiyatının önemli şairlerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek’in bazı şairleri eleştirirken “Beyin yakan tek bir dizesi yok” eleştirisine her zaman kendimi yakın hissetmiş ve şiirlerde çok düşündüren düşündürürken hissettiren şiirleri ve bu şiirlerin içinde beyin yakan mısraları aramışımdır. Çünkü şiir “duygulardan, düşüncelerden, düşlerden, özlemlerden vb. süzülmüş yaşantı birikimleri olarak, ozanların, sözcüklerin sözlük anlamlarına kimi zaman değişik anlamlar da yükleyerek, dil içinde özel bir dil yaratarak oluşturdukları, imgelerden, simgelerden, söz sanatlarından, ritimden, uyumdan vb. yararlanarak ortaya koydukları, okurda estetik duygular uyandıran yazın ürünü” diye tanımlanır.

Günümüz şairlerinin şiirlerinde yukarıdaki tanıma yakın bir yetkinlik yok maalesef. Dolayısıyla kafa yakacak mısralar da geçmiş şairlerin şiirlerinde kalmış durumda. Şaire bolca malzeme veren şu günlerde şiirler arasında ancak hafif tebessümle beğeni hissi uyandıran birkaç mısranın altını çizmekle yetiniyor ve kendimizi bununla avutuyoruz. Öyle duygulardan, düşüncelerden, düşlerden, istek ve özlemlerden süzülmüş yaşantı birikimlerine rastlamak, imgeler arasında kafa yorarak bunları bulmak maalesef deniz kumunun içinde altın tozu aramak gibi bir şey.

Güncel şiir tanımlayıcılarının şiiri yoldan çıkardıkları tanımlamaları, şairlerin şiir ilmine uzak durmaları, yaşanılan çağın gerçeklerinden bihaber olmaları, şiir severler yerine yayıncı, editör, dergici başı gibi garabetlerin istek ve zevklerine uygun histen, düşten, hayattan vb. uzak eserler vermeye çalışmaları şiirin kalitesini düşürmektedir.

Bugün şair diye bize servis edilenlerin çoğu moda deyişle referanslı yani torpilli kişiler. Yani yetenekleri yerine referansları sayesinde kendilerine bir yerlerde yer edinmiş adamlar. O yüzden şiir biliminin üstüne çalışmak, halkın ihtiyaçlarını düşünmek yerine referans olarak kullandıkları kişilerin istek ve emirlerini düşünmek zorundalar. İyi bir şair ülkemizde yayınlanan herhangi bir dergiye şiirini göndersin ama sadece göndersin şiiri yayınlanmaz. Aynı şiiri bu dergilerle ilişkili bir deha aracılığıyla göndersin ve bu deha: “Şiirin şairi yakimindir.” sihirli cümlesini üflesin o zaman görün siz şiirdeki kerameti. Uçar o şiir uçar.

Şimdi dergicilerle, edebiyat üreten muktedirlerle ya da onların yancılarıyla muhabbete oturun günceli takip etmek için dergi alınması gerektiği klişesi ile başlarlar söze. Dergi almayanı, onların ürettiklerini tüketmeyeni – ki gerçek edebiyat tüketilemez- okumayanı saymazlar, hakir görürler.  Ancak ne yazık ki dergilerine ya da yayınladıkları şeylere aldıkları eserlerin içinde eşe dosta hele hele biz öğretmenlerin öğrencilerine okuyabilecekleri örnek şiirleri, hikayeleri geçtim dil zevkini geliştiren, edebiyat sevgisi aşılayan örnek dizeler ve paragraflar bile yok.

 Sonuç olarak sadece kendi beğenilerini ve dostlarını referans alan at gözlüklü kralcılar birbirini övüp krallarına yarana dursun gelecek kuşaklar edebiyattan yani edebten, zevkten, kaliteden, uzak yetişiyorlar. Bu konuda büyük vebal taşıyorlar. Bunları görmezden gelenler, bunların önünü açanlar da bu vebale ortak oluyorlar.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir