BOĞAZİÇİ’NDE FERYAT

0 0
Read Time:1 Minute, 59 Second

90’lı yıllarda bir televizyon programında izlemiştim. Bir İsviçreli aile Türkiye’ye yerleşmiş. Gazeteci arkadaş soruyor. Neden Türkiye’de yaşamak istiyorsun?. İsviçreli, kendi memleketinde hayatın çok monoton olduğunu ama Türkiye’de gündemin çok hızlı değiştiğini ve bundan keyf aldığını söylemişti.

Gerçekten bizim ülkemiz de  çok hızlı bir gündem var. Akşam yattığın gündemle, sabah kalktığın gündem aynı değil. İnsan takip etmekte zorlanıyor.

Gündem çok kadar hızlı değişse de değişmeyen gündem, Türkiye devletine yapılan hücumlar.

2009 tarihinden beri Türkiye’nin başına gelenler gecenin başına gelmiş olsaydı gece gündüz olurdu. Lütfen bütün olayları şöyle gözünüzde  bir canlandırınız.

Hepsinin sebep, ‘one minute’.

Bu  ‘one minute’ olayıyla Türkiye batı alemin de gözden çıkarıldı. Batılılar Türkiye’de hükümet seçimle iş başına gelse de biz onu mutlaka indiririz politikasına yöneldiler. Zaten önceki hükümetlerimize de yaptıkları buydu. Çünkü ülke içinde satın aldıkları, ülkesini ve mukaddesatını satmak için sahibine yaltaklanan bir yığın salyalı it sürüsü vardı.

O günlerde Mavi Marmara gemisinin Akdeniz’de uluslararası sularda ne işi var diyenleri hafife aldık. O sesin, Fetö’nün değil ABD ve müttefiklerinin sesi olduğunu kavrayamadık. Taki 15 Temmuza kadar.

Akdeniz’de uluslararası sularda ne işiniz var?  derlerken, daha o dönemde Mavi Vatan’a giden yolu da kesiyorlardı. Biz ne demek istedikleri tam anlayamadık.

Umutlarını hiç yitirmediler. Her fırsat bulduklarında, mide bulandırmaya devam ediyorlar. Türkiye’yi karıştırmak için içerdeki elamanlarıyla tekrar tekrar deniyorlar.

Atalarımız boşuna dememişler; su uyur, düşman uyumaz. Dikkat ederseniz, düşmanı, iç ve dış diye ayırmamışlar.

Bu günlerde boğazda, katil polis, katil devlet diye bağırıyorlar. Bazı siyasiler de onları ziyarete giderek bizde buradayız diyorlar.

Bu boğazda toplanan güruh:

İstiklal Marşı okudular mı?  Hayır. DHKP-C marşı söylediler.                                                                                          

Türk Bayrağı açıyorlar mı? Hayır. LGBT bayrağı açıyorlar.                                                                                        

İzmir Marşı okudular mı? Hayır.                                                                                           

Onuncu yıl Marşı söylediler mi? Hayır.

O zaman soruyoruz, bunlar kim? Kime hizmet ediyor? Amaçları ne?

Aslında cevabı herkes net olarak biliyor. Yine herkes bildiği halde susmayı tercih ediyor.

Bunların Ağababalarından Tevfik Fikret, 2. Abdülhamit’e bombalı suikast düzenleyen Ermeni teröristlere şöyle sesleniyordu:

“Ey şanlı avcı, damını bihüda kurmadın.                                                                                      

Attın fakat yazık ki, vuramadın.”

O günde, bu günde, devletin en tepesine hücum ediyorlar. Şah Mat yapmak için.

Devletimize katil diyenler, DHKP-C marşı söyleyenler ve onları alkışlayarak ziyaretlerine koşanlar, batılıların sofrasından artan bir kemik parçası bekleyen salyalılar değil de nedir?

Bütün bu bağrışlar çığırışlar büyük Türkiye’den korkanların feryatları değil de nedir?

Bunca hengame kopardıklarına göre demek ki doğru yoldayız.

Bağıran bağırsın.

Medeniyet yolculuğunda durmak yok yola devam.

 

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir