TÜRKİYE’DE DOĞU TÜRKİSTAN GERÇEĞİ

0 0
Read Time:4 Minute, 27 Second

Türkistan ismi Fars kökenli olup, Türklerin diyarı anlamına gelir, tarihi ise 5.yy’a kadar dayanır. Türkistan’ın batı kısımları işgalci Çarlık Rusya’sı tarafından 1865’te işgal edildi ve daha sonra batı Türkistan olarak adlandırılmaya başlandı. 1924 yılında Sovyetler Birliği’nin kurulmasıyla Batı Türkistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan olmak üzere 5 cumhuriyete bölündü. Türkistan’ın doğu kısımları işgalci Çin Devleti’ni o zamanlar kontrol altında tutan Mançular tarafından 1876’da işgal edildi. 8 sene süren kanlı savaş sonrasında Mançu İmparatorluğu, 18 Kasım 1884 tarihinde Doğu Türkistan’ı resmi olarak ilhak etti ve adını “Yeni Bölge” anlamına gelen “Xinjiang” olarak değiştirdi. Doğu Türkistan’da yaklaşık olarak 35 milyon Uygur yaşamaktadır. Kadim Uygur dili bugünkü Uygurların da dilidir. Günümüzde Doğu Türkistan’ın resmi yazı dili Uygurca-Arapça alfabesiyle yazılmaktadır. Uygurlar, Sünni Müslümanlardır ve Doğu Türkistan’daki çoğunluk gruptur.

Çin Milliyetçilerinin Mançu İmparatorluğunu 1911’de yıkmasından sonra, Doğu Türkistan, Mançu İmparatorluğu’nun son dönemlerinde bölgeye gönderdiği Çinli savaş ağalarının hakimiyetine düştü. Bu dönemde merkezi Çin Hükümeti’nin Doğu Türkistan üzerindeki kontrolü azdı. Yabancıların işgalinden topraklarını temizlemek isteyen Uygurlar Çinlilere karşı çok sayıda isyan tertip ettiler. İlk önce 1933’de daha sonra 1944’te başarıya ulaşıp kendilerine Doğu Türkistan Cumhuriyeti devletini de kurdular ancak bu bağımsız cumhuriyetler, Sovyetlerin askeri müdahaleleri ve siyasi entrikalarıyla devrildi.1949 yılının Ocak ayında Çin askerleri Doğu Türkistan Cumhuriyetini işgal etti. Komünist Çin devleti 6 yıl süren çetin savaşın ardından Doğu Türkistan mücahitlerini mağlup ettiler ve resmi olarak Doğu Türkistan’ı ilhak ettikten sonra adını “Xingjiang” olarak değiştirdiler. 1 Ekim 1955’de bölgenin adı Xingjiang Uygur Özerk Bölgesi olarak değiştirildi. Bölgenin resmi isminde “özerk” tabiri olmasına rağmen Uygurların kendilerini yönetme ve temsil etme hakları bulunmamaktadır. Doğu Türkistan’daki bütün önemli siyasi, yönetim ve ekonomik pozisyonların %90’ı Çinlilerin elindedir.

Doğu Türkistan’daki komünist katil Çin hakimiyeti bölgenin ve Uygurların tarihini en karanlık dönemi olarak adlandırılıyor. Çin zulmü altındaki Türk-Uygur milletinin varlığı tehlike altındadır. Komünist Çin devleti, Doğu Türkistan topraklarını kalıcı olarak ilhak edebilmek için Uygurlara ve bölgedeki yerel halka karşı bir asırdan fazla bir zaman dilimini kapsayan sürede vahşi bir mücadele vermektedir. Çin devletinin, insanların kimliğine ve varlığına karşı yürüttüğü zalim ve yıkıcı operasyonlara rağmen Uygurlar ve yerel halk Çin tarafından vurulmak istenen boyunduruğa meydan okumakta ve kendilerine atalarından miras olarak bırakılan direniş meşalesini hala taşımaya devam etmektedirler.

Yukarıdaki verilen bilgilerden de anlaşılabildiği gibi Türkistan 150 yıla yakındır katil Çinlilerin işgali altında ezilmektedir. İşgalciler son dönemde zulmün dozunu iyice artırıp Türkistan’daki Müslüman Türk varlığını yok etmeyi amaçlamaktadır. Dünyanın gözü önünde açık açık soykırım yapmaktadır. Bu bilenen ve yıllardır görmezden gelinen bir zulümdür. Ancak 2020 yılından itibaren kapitalist dünya ve ülkemizdeki uzantıları birdenbire katil Çinlilerin zulmünü görmeye ve politik olarak bu zulmü kullanmaya başladılar. Sanki zulüm yeni başlamış gibi hararetli hararetli konuşuyorlar. Hadi çıkarcı Batılılar neyse de ülkemizdeki Uygur istismarcılarına dikkat çok etmek lazım. Bugüne kadar Doğu Türkistan davasına bırakın katkıda bulunmayı Uygur Türklerine yapılan zulmü dile getirenleri faşistlikle suçlayanlar bugün bu konuyu kendi aralarında tatlı tatlı konuşuyorlar. Onların bu tutumları tıpkı yüzlerini döndükleri çıkarcı Batı’dan farklı değil. Konjonktür gereği güncel propagandalarına alet ettikleri mazlum Türk milleti onların bu tuzağına düşmemeli. Onların yönlendirmesiyle devletimize ve milletimize cephe almamalıdır. Milletimiz de bu istismarcılara pirim vermemelidir. Müslüman Uygur Türklerinin adını bile yeni öğrenen bu gruplar şu an çok kullanışlı olarak gördükleri bu konuyu Türk milletinin bu konudaki hassasiyetini de bildikleri için çıkarları doğrultusunda kullanmak istemektedirler.  Çünkü onların davası ne özgür Türk Uygur milleti ne de Türk birliği. Onların amacı kendi menfaatleri. Aslında Doğu Türkistan’da oruç tutmanın yasak olması güncel Uygur istismarcılarının bir bölümünün umurunda değil hatta fırsat verseler ülkemizde de oruç tutmanın yasaklanması gerektiğini açık açık savunurlar. Çünkü çoğu sosyal medya hesaplarından İslam’a ve Müslümanlara sövüyor. Doğu Türkistan’da Türkçe konuşmanın yasak olması diğer bir grup istismarcının umurunda değil. Çünkü onlarda ellerinden gelse ülkemizde Türkçe konuşmayı yasaklayacaklar. Doğu Türkistanlıların Türkiye’ye gitmelerinin yasak olması bir diğer istismarcı grubun umurunda değil. Çünkü onlar şu an ülkemizdeki savaş mağduru mazlum Afganistanlı, Suriyeli, Afrikalı birçok farklı milletten kişinin ülkemizden defolup gitmeleri gerektiğini nedenleriyle birlikte sıralıyor. Bir Müslüman Uygur Türk’ünün Suriyeli, Iraklı Müslüman Arap’tan ya da Türkmen’den ne farkı var?  Başta Çin işgalindeki kamp ve cezaevlerinde soykırım mağduru olan 35 milyon Doğu Türkistan Türk’ü olmak üzere mazlum insanları din, dil, ırk ayırt etmeksizin korumalı ve kurtarmaya çalışmak en doğrusu değil mi?

Bizler dünyadaki bir tek mazlum Türk topluluğu bile kalmayana kadar imkanlarımız dahilinde çalışmaya devam edeceğiz. Uygur Türk milletinin de yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişmeyeceğini düşünüyorum. Doğu Türkistan davası Türkiye’deki sığ politik çıkarlara feda edilemeyecek derecede önemlidir. Doğu Türkistan’da zulmün de ötesine geçmiş gaddarca politikalarla Türk milleti yok edilmeye çalışılmaktadır.  İşgalci Çin Devletinin işkence ve zulmü altında soykırıma uğrayan Doğu Türkistan halkının hak ve hürriyet davası, sadece Türk soylu ve Türkçe konuşan milletlerin veya İslam dünyasının değil, insanlık aleminin vicdanlı mensuplarının tümünün ortak meselesi olmalıdır. Bugün birden konuşmaya başlayanların efendileri susun dediğinde birden susacakları da aşikardır. Onların derdi Ümmetin bin yıldır düşmeyen cephesi Doğu Türkistan’da erkeklerin kamplara mahkûm edilmesi, Müslüman Türk kızlarının zorla Çinlilerle evlendiriliyor olması, çocukların Mao’nun Kızıl kitabına göre yetiştiriliyor olması değil, onların derdi ezanların sustuğu, camilerin yıkıldığı Doğu Türkistan’da Türklerin Türkçe konuşmasının yasak olması hiç değil. Öyle olsaydı neredeyse bir buçuk asırdır süren zulmü 2020 yılına kadar görmeyip bugün birdenbire görmeye başlamazlardı. Dün görmeyip bugün dile getirdikleri bu acı gerçeklere maalesef bir çözüm getirmeleri de imkanlar dahilinde değil. Zaten umurlarında da değil…

Happy
Happy
100 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
100%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

2 thoughts on “TÜRKİYE’DE DOĞU TÜRKİSTAN GERÇEĞİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir