KANAL İSTANBUL

0 0
Read Time:2 Minute, 53 Second

Bir delinin kuyuya atığı taşı kırk akıllı çıkaramaz derler.

Ne güzel bir söz.

Bizim ülkemizde bu türün neslinin tükenmesi mümkün değil.

Bir haftadan beri  Kanal İstanbul kaynaklı bir tartışma bir anda bütün hayatımızın ortasına oturdu. Çık işin içinden çıkabilirsen.

İlkönce 126 büyük elçinin Kanal İstanbul’u hedef alan ama konuyu Montrö boğazlar sözleşmesine bağlayan bildirinin arkasından, 104 amiral bir gece yarısı bir darbe bildirisi şeklinde açıklamada bulundu. Arkasından yanaşık düzen halinde Deniz Aslanları bildirisi yayınladı. Basından öğrendiğim kadarıyla Deniz Anaları da yayınlayacakmış.

Türkiye’de ki darbelerin ortak bir noktası vardır. Darbeyi yapanlar TRT’yi ele geçirir ve bildirisini okutur. Bildirilerinin hepsi “bismillehirrahmanirrahim” der gibi Yüce Türk Milletine diye başlar. Atatürk’ten bahsedilir, darbenin amacının Türk Demokrasisini korumak olduğu söylenir ve NATO’ya bağlılık mutlaka vurgulanır.

Amaç: Kimin çocuklarının darbe yaptığı belli olsundur.

Ertesi gün, demokrasiyi korumak adına partiler kapatılır. Arkasından tutuklamalar başlar. Mamak cezaevi, Diyarbakır Cezaevi gibi yerlerde çekilen filmler görünmez sinemalarda gösterime girer. Oynatılan film de bir başbakan sallandırdın mı yada on sekizini doldurmamış genç fidanları merhametsiz ellerde boğazlattın mı, bazı üniversite hocalarının tozunu alan filmleri halka izlettin mi  vatandaş muma dönmüş halde salonu terk eder.

İşte o zaman Türkiye’nin yönetilmesi bir başkadır.

Yazımı okuyan arkadaşlarım şöyle bir düşünsün. Bu darbeleri yapan yiğitler Türkiye’nin her şeyine muktedir oldukları halde OYAK haricinde topluma iş ve aş getirecek bir esere imza attılar mı?. Hadi bunlar asker ekonomiden anlamaz denilebilir, ama bir tane kurdukları silah fabrikası var mı? Yok oğlu yok.

E o zaman Kanal İstanbul gibi bir eser üzerinden neden böyle hücumlanıyorlar?

Bunun cevabı ‘Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ gibi kolay olamaz. Bize göre dört önemli cevabı vardır.

  • Afrika’da artan üretim ve tüketim nüfusunun etkisiyle oluşacak ‘Kuzey-Güney koridoru’ ile çok önemli bir ‘ticaret gölü’ hâline gelecek Karadeniz’deki tüm limanlar kapasitelerinin artıyor olması.
  • Orta Asya devletleri ve Hazar Denizine Kıyıdaş ve komşu olan devletlerin ticaretinin hızla artması.
  • İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu, ticari limanları, demiryolu bağlantıları, lojistik üstleri ve Kanal İstanbul’un da tamamlanmasıyla Türkiye, Lojistik Master Planı çerçevesinde İngiltere’den Çin’e uzanan orta koridorun kavşak noktası, dünyadaki en önemli ticari koridorlardan biri ve bölge ise Avrasya’nın merkezi hâline gelecek olması.
  • Kanal İstanbul, gemi geçişi için ‘ideal bir su yolu’ olarak projelendirilmiş. Yüzde 100 güvenli geçişin sağlanacağı, dünyanın en büyük projelerinden biridir.

Bu sayede de güçlü ve bağımsız ekonomimize katma değer sağlanacaktır.

Sanki Kanal İstanbul’un Gezi Parkı olaylarıyla aralarında güçlü benzerlikler var.

Herkes bilir ki Gezi Parkı ayaklanmasının temsilcileri hükümet üyeleriyle görüştüklerinde, Vandalların en önemli talepleri arasında; Taksime Osmanlı’yı hatırlatacak bir esrin yapılmaması, üçüncü köprünün yapılmaması, üncü havaalanının yapılmaması, taksime cami yapılmaması ….

Bir önceki yazımız da Türkiye’nin mutlaka Basra körfezine kara ve demir yollu vasıtalarıyla ulaşması gerektiğini izah etmeye çalışmıştık.

Türkiye, Güney Doğusundan Basra Körfezine ulaşırken, Kanal İstanbul’un da gerçekleşmesi halinde dünyanın merkezine oturacağı gün gibi ortadadır. Bazılarınca bunu hazmetmek zordur.

Basın yayında, şöyle bir serzeniş duyuyorum.

Efendim büyük elçiler de bildiri yayınladı onlara bir şey söylenmedi de Kanal İstanbul’u amiraller eleştirince mi suç  oluyor? diye.

Belli ki Montrö bahane. Kanal İstanbul’u yaptırmak istemiyorlar. Yapılacak kanal kimlerin aleyhineyse bu emekli zabitler, onlar adına konuşuyorlar. Hem de kaşlarını çatarak. Yumruklarını sıkarak. Gözlerinden ateş çıkararak. (Tosun Paşa filminde olduğu gibi).

O kuyu ya atılan taşları çıkarmaktan bu halk yoruldu. Kim attıysa gerekirse devlet gücü kullanılarak, o taş, atanlara çıkartılmalıdır.

Bu konuda hassasiyet gösteren Sayın Cumhurbaşkanına, Devlet Bahçeli’ye ve Meral Akşener’e teşekkür ediyorum.

Bu millet hayrın da şerrin de nerden geldiğini gayet iyi biliyor.

 

 

 

 

 

 

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir