0 0
Read Time:3 Minute, 13 Second

TOPLUMSAL KİMLİK DÖNÜŞÜMÜNDE YOL AYRIMINDAYIZ

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Youtube kanalından her hafta Pazar günü canlı yayınlanan Medeniyet Sohbetleri’nde “Toplumsal Kimlik ve Aslına Yabancılaşma” konusu masaya yatırıldı.

Şifanur Özçelik Şirin’in sunuculuğunu üstlendiği söyleşideki konuşmacılar Ahmet Günaydın, Ahmet Şevki Şakalar ve İsmail Er; Shelina Janmohamed’in M Nesli-Yeni Müslüman Gençlik, İsmet Özel’in Üç Zor Mesele, Eric Hoffer’ın Kesin İnançlılar kitaplarını merkeze alarak Şirin’in sorularını cevapladı.

KESİN İNANÇLI OLMAK, MÜMİN OLMAK DEĞİL

Eric Hoffer’ın Kesin İnançlılar kitabından yola çıkarak hem yabancılaşma hem de toplumsal kimlik üzerine yorumlarını dile getiren Ahmet Günaydın, insanı kendi fıtratından uzaklaştıran toplumsal etkenlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Kesin inançlı olmak nedir?” sorusuna karşılık “Hakiki mümin olmak değil” cevabını veren Günaydın, “Mümin olmak, iman etmek ve emin olmaktır” dedi ve şunları söyledi:
“İnsan fıtrat üzere doğar ama bir toplum içerisinde doğduğundan bir çevre etkisinde kalır. Bu toplumsal çevrelerin kendine has birer kimliği vardır. Birçok faktör etkendir ama insanın kendi seçimi belirleyicidir. Aslına yabancılaşma, insanın kendi fıtratına/doğasına yabancılaşmasıdır. İnsan fıtratıyla çeliştiğinde fabrika ayarlarını bozduğunda aslına yabancılaşır. Kesin inançlılıktan kast edilen itikattır. Bu da daha çok bağlılık demektir. Bu sadece dinsel akide olmayabilir. Bir cemaat, mezhep ya da ideoloji de olabilir. Bu arayışta olan kişiler; kendi hayatlarını bozulmuş ve ziyan olmuş gören insanlar, özgürlükten ziyade eşitlik ve kardeşlik için yanıp tutuşuyorlar. Kutsal bir davanın neferi olmak, bir kitle içinde kaybolmak istiyorlar, fark edilmek istemiyorlar. FETÖ gibi oluşumların da bu tip bir temele dayanıyor. İnsanlar kendilerini kolektif bir kimlik içinde hissedebilecekleri gruplara katılıyorlar. FETÖ gibiler bir zaman sonra kitleselleşebiliyorlar.”

BİR SONRAKİ AŞAMA SEKÜLERİZM Mİ?

Yeni Müslüman neslini tanımlayan Me Nesli kitabı üzerine konuşan Ahmet Şevki Şakalar, Bireysel ve toplumsal yabancılaşmanın güncelliğini koruyan bir mesele olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir bireyin zamana, mekâna, değerlere ve içinde bulunduğu topluma karşı yaşadığı bir çözülmedir yabancılaşma. Doğadan uzaklaşmayla medyana gelen yabancılaşmayla beraber kapitalist sistemin meydana getirdiği bir yabancılaşma da mevcut. İslam’a göre insanın yabancılaşması, fıtratından, benlik bilincinden ve asıl rollerinden uzaklaşmasıdır. Görselliğin ve sanallığın çok ileri düzeyde olduğu günümüzde bir bireyin kendini toplumdan soyutlaması veya toplumla mesafe kurması bir yabancılaşma biçimi olarak kendini gösteriyor. Me Nesli kitabı dünyayı Müslümanca algılayan yeni nesil Müslüman kimliği üzerine önemli detaylar içeriyor.. Müslüman bir erkek tanımı dendiğinde çölde başında fesle, kadın dendiğinde burka ve peçeyle hatırlanan bir algı yerleştirildi dünyada. Müslüman Türk algısı da böyle sunuldu. Me Nesli bunu aşmayı amaçlıyor. İnancını en öne koyuyor. Helal tüketimle hayatını biçimlendiren, dünya ümmeti, dijital ümmet olarak tanımlanan bir nesil M Nesli. Ancak bu, bıçak sırtı bir konu. Me Nesli modern topluma yeni bir şey sunduğunda bir sonraki aşama sekülerizm mi diye sormak durumunda kalıyorum.”

CAZİP TOPLUMUN KÜLTÜRÜ BENİMSENİR

İsmet Özel’in Üç Zor Mesele kitabına odaklanan İsmail Er, değişimin insanın var olduğundan bu yana sürdüğünü hatırlatarak istenmeyen değişimlerin yabancılaşma olarak tanımlandığına dikkat çekti ve şunları kaydetti:
“Biz genelde istenmeyen değişimle karşılaştığımızda buna yabancılaşma deriz. Toplumlardaki büyük değişimler de birer yabancılaşmadır. Kendi toplumumuz üzerinden düşündüğümüzde biz de birçok kez büyük dönüşümler ve yabancılaşmalar yaşamışızdır. Şu anda yeni bir yol ayrımında olduğumuzu görüyoruz. Bugün gündemde olan ve çokça konuştuğumuz Batılılaşma, Turancılık, milliyetçilik gibi konular 1900’lerin başından beri gündemimizde. Demek ki bir yol ayrımındayız ve bir dönüşümden geçiyoruz. Bunun yabancılaşmaya dönüşmemesi için bir şeyler yapmak, bu sorumluluğu alan birlerinin olması gerekir. Bireylerin farklı toplumlarla temas kurmasıyla cazip bulduğu toplum yapısı kimliğini etkiler. Uzun yıllardır tartışılan Batıcılık meselesinde gündeme gelen ‘Batı’nın tekniğini ve bilimini alalım, kültürünü ve yaşayışını almayalım’ görüşüne bakarsak bugün böyle bir ayrımın mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Cazip, güçlü ve hâkim olan kültür her zaman alınır. Almaya karşı dirençler olabilir ama bu durdurmaya yetmez. Geçmişte nasıl ki savaşlarla, işgallerle, hastalıklarla sosyal bir akış olmuşsa yeni dünya düzenindeki sosyal akış da bu şekilde olacaktır. Göçler, mültecilik, çevre sorunları ve sosyal problemler daima vardır ve bu etkileşim toplumların birbirini etkilemesini sağlar. Biz de şimdi bu etkinin kat kat fazla olduğu bir ortamdayız ve yol ayrımındayız.”

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir