Korona Sonrası Kalıcı Akciğer Hasarının Önlenmesi!

0 0
Read Time:2 Minute, 53 Second

Korona virüs enfeksiyonu geçirenlerde bir takım kalıcı veya geçici zararlar meydana gelmektedir. Bunların başlıcaları; Kas ve eklem ağrıları, kronik yorgunluk, halsizlik, unutkanlık gibi beyin fonksiyonlarında azalma, kullanılan ilaçlara bağlı karaciğer ve cilt bozuklukları, yoğun bakımla ilgili komplikasyonlar ve en önemlisi akciğerlerde kalıcı veya geçici hasarlar olarak karşımıza çıkabilirler. Akciğerlerde meydana gelecek en önemli hasar akciğer fibrozisi diye isimlendirilen akciğerlerde elastikiyetin kaybolarak nefes darlığı ve oksijen yetmezliği şeklinde kendini belli eden değişikliklerdir.

Akciğerlerde meydana gelen bu değişikliğin tanısında akciğer filmi, solunum fonksiyon testleri, akciğer tomografisi ve kan gazları gibi testlerden yararlanılabilir. Solunum sıkıntısı, efor kapasitesinde azalma, parmaklarda çomaklaşma, el ve ayak tırnaklarında morarma şeklinde belirtiler zamanla hastaya ciddi sorunlar oluşturabilir. Mevcut bilgiler gösteriyor ki bazı kişilerde akciğer dokusu iyileşirken, fibrozis dediğimiz işlevsiz skar dokusu oluşmaktadır. Bu dokunun genişliği ile orantılı olarak akciğer fonksiyonlarında belirgin bozulmalar olabilir. Bu nedenle kişiler sık sık oksijen yetmezliği ile hastanelere başvurmak zorunda kalabilirler.

Hastanede yoğun bakımda yatış sebebi ne olursa olsun, uzun süre ile yoğun bakımda tedavi gören kişilerde bilişsel ve fiziksel bozulmalara sebep olan bir sendrom oluşabilir. Koronavirüsün akciğerlerden sonra en önemli ikinci hedefi olan beyinde de hasar oluşturabildiğinin farklı çalışmalarla ortaya konulmuştur. Virüsün doğrudan veya dolaylı olarak santral sinir siteminde yarattığı hasarlardan dolayı koronavirüs hastalığından kurtulan birçok kişi beyin fonksiyonları ile ilgili kronik birçok sorun ile karşı karşıya kalabilir. Bu salgın bir gün bittiğinde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı kesindir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleri kapasitelerinin üzerinde çalışabilir; psikiyatri klinikleri, panik atak, depresyon, anksiyete ve posttravmatik stres bozukluğu olan hastalar ile dolup taşabilir.

Akciğerlerde bu tür hasarların oluşmasını önlemek için yapılması gereken bazı önemli noktalar ve alınması gereken önlemleri zamanında almakta ve uygulamakta büyük yarar vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:

1)Solunum eksersizleri: Açık havada yürüyüşler, nefes terapisi mutlaka yapılmalıdır. En azabından günlük 10-15 kez derin solunum eksersizi ihmal edilmemelidir.

2)Yeterli Su İçilmesi: Günlük 2-3 litre kadar alkali özellikle canlı ve kaliteli su tüketilmelidir. Okaliptüs suyu, kereviz suyu, limonlu su gibi sular da günlük destek olarak içilmelidir.

3)Sonunan Hava Kalitesi: Çalışma ortamında ve ev ortamında solunan hava kalitesinin artırılması için gayret edilmelidir. Sigara gibi zararlı alışkanlıklar terk edilmeli, toz ve duman ortamından, boya ve benzeri kimyasallardan, tarım ilaçlarından uzak durulmalıdır.

4)Ozon Tedavisi: Oksijen kapasitesinin artırılması ve dokuların iyi oksijenlenmesi için bir doktor gözetiminde ozon tedavisine 10-15 seans devam edilmelidir.

5)Omega 3, D vitamini, zerdeçal, propolis, Koenzim Q 10, Alfa Lipoik Asit, NAC, B12 vitamin takviyeleri yanında demir eksikliği varsa mutlaka tedavi edilmelidir.

Tüm bu tedbirler hastalığın erken dönemlerinden itibaren ihmal edilmemelidir. Akciğer fibrozisi akciğer nakline kadar giden ilerleyici bir şekilde sorun oluşturabilen ciddi bir hastalıktır.

Hayatımızın her alanını olumsuz yönde etkilese de koronavirüsün bizlere vermek istediği mesaj nettir. Kendini evrenin orta yerine koyarak umarsızca yaşadığımız hayatlarımızı gözden geçirme vakti gelmiştir.

Peyami Safa “Hastalıklar ve yokluklar eğiticidir” diyor. Bu salgın bizlere sağlık çalışanlarının daha fazla saygı ve takdir görmesi gerektiğini,aile ve dostlarımıza daha çok vakit ayırmamız gerektiğini ve insanların birbirleriyle dayanışma içinde yaşamalarının ne kadar önemli ve mutluluk verici olduğunu, doğaya karşı saygılı ve koruyucu olunmasının vazgeçilmezdir gerçek olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Hastalık gelmeden önce de sağlığın kıymeti unutulmamalıdır. Denizlerimizde meydana gelen musilaj denilen salya kirliliğini doğa değil biz insanların oluşturduğunu unutmamalıyız. Doğa çöp üretmez, çöpü üreten ve çevreye duyarsızca dağıtan biz insanlarız.Kısacası bedenimizi olduğu kadar doğayı da korumalı ve kirletmemeliyiz. Bize Mimar Turgut Cansever’in dediği gibi “İnsanın hayattaki en önemli görevi dünyaya güzelleştirmektir” Dünyayı, yaşadığı şehri, mekanları ve kendi iç dünyasını güzelleştirmek için çalışanları selamların en güzeli ile selamlıyorum.

About Post Author

Muzaffer YURTTAŞ

Opr. Dr. Muzaffer Yurttaş ​​​​​​24. Dönem Manisa Milletvekili, ​​​​​​Gacar Yörüğü.
Happy
Happy
100 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir